Bilanço, işletmenin belirli bir gündeki fotoğrafıdır: neye sahip olduğunu (varlıklar) ve bunları hangi kaynakla finanse ettiğini (borçlar ve özkaynak) gösterir. Gelir tablosu ise bir dönemin filmidir: o dönemde ne kadar satış yapıldığını, bunun için ne kadar maliyete ve gidere katlanıldığını ve sonunda ne kadar kâr ya da zarar kaldığını anlatır. İşletme sahibi bu iki tabloyu okurken iki temel soruya cevap arar. Birincisi, kısa vadeli borçlarımı zamanında ödeyebilecek durumda mıyım? Buna likidite denir. İkincisi, yaptığım iş bana kazandırıyor mu? Buna da kârlılık denir.
Bilançonun yapısı nasıldır?
Bilanço iki taraftan oluşur ve iki tarafın toplamı her zaman birbirine eşittir. Sol tarafta (aktif) varlıklar, sağ tarafta (pasif) bu varlıkların kaynakları yer alır. Türkiye'de uygulanan Tekdüzen Hesap Planı, kalemleri numaralı gruplar hâlinde düzenler; mali müşavirin hazırladığı mizan ve bilançoda bu numaralar görülür.
Aktif: varlıklar
- Dönen varlıklar: Bir yıl içinde paraya dönüşmesi ya da tüketilmesi beklenen kalemlerdir. Kasa, banka, alınan çekler, ticari alacaklar, stoklar ve gelecek aylara ait peşin ödenmiş giderler bu gruptadır.
- Duran varlıklar: İşletmede bir yıldan uzun süre kullanılacak kalemlerdir. Makine, taşıt, demirbaş, bina, arsa ve yazılım gibi maddi olmayan haklar bu gruptadır. Bunlar amortisman yoluyla zamanla giderleştirilir.
Pasif: kaynaklar
- Kısa vadeli yabancı kaynaklar: Bir yıl içinde ödenmesi gereken borçlardır. Satıcılara borçlar, kısa vadeli banka kredileri, ödenecek vergi ve SGK primleri, personele borçlar bu gruptadır.
- Uzun vadeli yabancı kaynaklar: Vadesi bir yıldan uzun olan borçlardır, örneğin uzun vadeli yatırım kredileri.
- Özkaynaklar: Ortakların koyduğu sermaye, işletmede bırakılan geçmiş yıl kârları ve dönem kârı ya da zararıdır.
Bilançonun okunmasında ilk bakılacak şey, borçların vadesiyle varlıkların paraya dönüşme süresinin uyumlu olup olmadığıdır. Kısa vadeli borçla uzun vadeli yatırım finanse etmek, kâr eden bir işletmeyi bile nakit sıkıntısına sokabilir.
Gelir tablosu nasıl okunur?
Gelir tablosu yukarıdan aşağıya doğru, satıştan başlayıp net kâra kadar adım adım ilerler. Her ara toplam, işletmenin farklı bir yönünü gösterir.
- Brüt satışlar: Dönemde yapılan satışların toplamı.
- Net satışlar: İadeler ve iskontolar düşüldükten sonra kalan tutar.
- Satışların maliyeti: Satılan malın alış ya da üretim maliyeti, hizmet işletmelerinde hizmetin doğrudan maliyeti.
- Brüt satış kârı: Net satışlardan satışların maliyeti çıkınca kalan tutar. Fiyatlandırmanın ve alım koşullarının ne kadar sağlıklı olduğunu gösterir.
- Faaliyet giderleri: Kira, personel, pazarlama ve genel yönetim giderleri.
- Faaliyet kârı: Asıl işten elde edilen kâr.
- Diğer gelir ve giderler, finansman giderleri: Faiz, kur farkı ve asıl faaliyet dışı kalemler.
- Dönem kârı ve net kâr: Vergi öncesi kâr ile vergi karşılığı düşüldükten sonra kalan tutar.
Ara toplamları ayrı ayrı izlemek, sorunun nerede olduğunu gösterir. Brüt kâr sağlıklı ama faaliyet kârı zayıfsa giderler, faaliyet kârı iyi ama net kâr zayıfsa finansman yükü incelenmelidir.
Likidite göstergeleri neyi anlatır?
Likidite göstergeleri, işletmenin kısa vadeli borçlarını elindeki dönen varlıklarla karşılayıp karşılayamayacağını ölçer. Üç temel gösterge kullanılır ve hepsi bilançodan hesaplanır.
| Gösterge | Hesaplama | Ne anlatır |
|---|---|---|
| Cari oran | Dönen varlıklar / Kısa vadeli yabancı kaynaklar | Bir yıl içinde paraya dönecek varlıkların, bir yıl içinde ödenecek borçları ne ölçüde karşıladığı |
| Asit-test oranı | (Dönen varlıklar - Stoklar) / Kısa vadeli yabancı kaynaklar | Stoklar satılamasa bile borçların ne ölçüde karşılanabileceği |
| Nakit oranı | (Kasa + Banka + Menkul kıymetler) / Kısa vadeli yabancı kaynaklar | Yalnızca hazır paranın borçları ne ölçüde karşıladığı |
Yorumlarken dikkat edilecekler
Bu oranlar için herkese uyan bir doğru değer yoktur. Peşin satış yapan bir perakendeci düşük bir cari oranla rahatça çalışabilirken, uzun vadeli satış yapan bir toptancı için aynı oran sıkıntı işareti olabilir. Bu yüzden oranlar her şeyden önce işletmenin kendi geçmiş dönemleriyle karşılaştırılmalıdır. Sektör karşılaştırması yapılacaksa güvenilir ve güncel bir veri kaynağına dayanılmalıdır.
Varsayımsal bir örnek
Rakamların tamamen temsilî olduğu bir işletme düşünelim: dönen varlıkları 500 birim, bunun 300 birimi stok, kısa vadeli borçları 400 birim. Cari oran 500 / 400 hesabıyla 1,25 çıkar ve ilk bakışta borçların karşılandığı izlenimini verir. Ancak stoklar çıkarıldığında asit-test oranı 200 / 400 hesabıyla 0,5'e düşer. Bu, stoklar beklenen hızda satılamazsa borçların yarısının ancak karşılanabileceği anlamına gelir. Aynı cari oran, stokları hızlı dönen bir işletmede rahat, yavaş dönen bir işletmede ise sıkışık bir tabloya karşılık gelebilir.
Stokların ve alacakların niteliği de oranı etkiler. Tahsil edilemeyecek eski alacaklar ya da satılamayan stoklar dönen varlıkları şişirir ve oranı olduğundan iyi gösterir. Oranın arkasındaki kalemler tek tek sorgulanmadan sonuca varılmamalıdır.
Kârlılık göstergeleri neyi anlatır?
Kârlılık göstergeleri, satışın ya da işletmeye konan kaynağın ne kadarının kâra dönüştüğünü ölçer. Büyük kısmı gelir tablosundan, bir kısmı bilançoyla birlikte hesaplanır.
- Brüt kâr marjı: Brüt satış kârı / Net satışlar. Fiyatlama ve maliyet yönetiminin göstergesidir.
- Faaliyet kâr marjı: Faaliyet kârı / Net satışlar. Giderler dahil asıl işin ne kadar kazandırdığını gösterir.
- Net kâr marjı: Net kâr / Net satışlar. Her şey düşüldükten sonra satışın ne kadarının kâr olarak kaldığını gösterir.
- Özkaynak kârlılığı: Net kâr / Özkaynaklar. Ortakların işletmede bıraktığı kaynağın getirisidir.
- Aktif kârlılığı: Net kâr / Toplam varlıklar. Varlıkların ne ölçüde verimli kullanıldığını gösterir.
Kâr var ama nakit yok
Gelir tablosunda kâr görünmesi, bankada para olduğu anlamına gelmez. Satış yapılmış ama tahsil edilmemişse kâr kayda girer, nakit girmez. Stoğa bağlanan para, peşin ödenen giderler ve kredi anapara ödemeleri de nakdi azaltır ama gelir tablosunda görünmez. Bu nedenle kârlılık göstergeleri, alacak tahsil süresi ve stokta kalma süresiyle birlikte okunmalıdır. Tahsil süresi uzuyorsa kâr artsa bile nakit sıkışabilir.
Borçluluk ve verimlilik için diğer göstergeler
Likidite ve kârlılığa ek olarak iki grup gösterge daha yararlıdır. Borçluluk göstergeleri işletmenin ne ölçüde borçla finanse edildiğini gösterir; en sık kullanılanı toplam borçların özkaynaklara oranıdır. Bu oranın yükselmesi, faiz ve kur hareketlerine karşı hassasiyetin arttığına işaret eder.
Verimlilik göstergeleri ise varlıkların ne hızla döndüğünü ölçer. Alacak tahsil süresi, satışların ortalama kaç günde tahsil edildiğini; stok devir hızı, stokların yılda kaç kez satılıp yenilendiğini gösterir. Bu göstergeler mevsimsel işletmelerde yıl içinde belirgin şekilde değişir; yorum yapılırken aynı dönemlerin karşılaştırılmasına dikkat edilmelidir.
İşletme sahibi tabloları hangi sırayla okumalı?
- Tabloları bir önceki dönem ve geçen yılın aynı dönemiyle yan yana koyun.
- Satışlardaki değişimi, brüt kâr marjındaki değişimle birlikte değerlendirin.
- Büyük tutarlı kalemlerde beklenmedik bir artış ya da azalış varsa nedenini sorun.
- Kasa ve ortaklar cari hesabının bakiyelerine özellikle bakın; yüksek bakiyeler vergi açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken durumlardır.
- Likidite oranlarını hesaplayın ve tahsilat, ödeme vadeleriyle karşılaştırın.
- Mali müşavirden açıklamasını istediğiniz kalemleri bir listeye yazın.
Bir hatırlatma: vergi mevzuatına göre hazırlanan mali tablolar ile finansal raporlama standartlarına göre hazırlanan tablolar arasında değerleme farkları olabilir. Kredi başvurusu ya da yatırımcı görüşmesi gibi amaçlarla tablo hazırlanacaksa hangi çerçevenin kullanılacağı önceden netleştirilmelidir. Bu konudaki hizmet çerçevesi mali tablolar ve raporlama ile mali analiz sayfalarında, terimlerin kısa açıklamaları ise muhasebe sözlüğünde yer alır.
Sık sorulan sorular
Cari oranın ideal değeri nedir?
Herkes için geçerli tek bir ideal değer yoktur. Oran, işletmenin satış ve tahsilat yapısına göre yorumlanmalı ve öncelikle işletmenin kendi geçmiş dönemleriyle karşılaştırılmalıdır.
İşletme kâr ediyor görünürken neden nakit sıkıntısı çekebilir?
Satışlar tahsil edilmeden kâra yazılır; stok alımı, peşin ödenen giderler ve kredi anapara ödemeleri ise nakdi azaltırken gelir tablosunda görünmez. Bu yüzden kâr ile nakit akışı ayrı izlenmelidir.
Mali tabloları ne sıklıkla incelemek gerekir?
Aylık mizan ve en azından geçici vergi dönemlerinde hazırlanan ara tablolar düzenli incelenmelidir. Yıl sonunu beklemek, sorunların geç fark edilmesine neden olabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; mesleki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat değişebileceğinden uygulamadan önce güncel düzenleme kontrol edilmelidir.
İlgili sayfalar

Mali Analiz
Mali analiz, hazırlanmış mali tabloların oranlar, dönem karşılaştırmaları ve nakit akışı üzerinden yorumlanarak işletme…

Mali Tablolar ve Raporlama
Mali tablolar hizmeti, muhasebe kayıtlarının bilanço, gelir tablosu ve gerekli diğer tablolara dönüştürülmesi ve bu tabloların…

Muhasebe Sözlüğü
Vergi, muhasebe ve sosyal güvenlik alanında sık geçen terimler bu sözlükte alfabetik sırayla ve kısa açıklamalarla yer alır.

Muhasebe Rehberi
Muhasebenin hangi belgelerle başladığı, kayıtların nasıl tutulduğu, hesap planının mantığı ve dönem sonunda yapılan işlemler bu…


